6 Ekim 2017 Cuma

İnsan Vücudu ve Organ Sistemleri


İnsan vücudu ve organ sistemleri hakkında hazırladığımız yazımızda sizlere; düzenleyici ve denetleyici sistemlerden bahsedeceğiz. Yazımızın yararlı olması dileğiyle iyi okumalar dileriz. 


İnsan Vücudu ve Organ Sistemleri



İnsan vücudunun yapı ve şeklini inceleyen bilim dalına anatomi adı verilir. Anatomik incelemelerde, önce insan vücudu sistemlerine ayrılır, daha sonra,  her bir sistem kendi içinde titizlikle incelenir ve alt sınıflara ayrılarak derinlemesine araştırmalar yapılır. Fizyoloji, özellikle yaşamın kaynağını oluşturan fiziksel ve kimyasal olayları açıklamaya çalışır. Bu insan vücudunun; anatomik ve fizyolojik özellikleri  arasında bu yazımızda düzenleyici ve denetleyici sistemleri inceleyeceğiz. 






Düzenleyici ve Denetleyici Sistemler


Sinir Sistemi:  Sinir sistemi, sinir hücresi (nöron) ve glial hücrelerden oluşur. Bun­lardan sadece sinir hücreleri bilgi iletiminde rol oynar. Glia hücreleri ise si­nir hücrelerine mekanik ve metabolik destek sağlar. Bunların çoğu merkezi sinir sisteminde meydana gelmektedir.

Sinir Hücresinin Yapısı ve Görevleri


Bir sinir hücresi, hücre çekirdeği içeren gövde kısmıyla, dendrit adı verilen çok sayıda uzantı ve aksondan (sinir lifi) oluşur. Sinir gövdesi, çe­kirdek ve etrafını saran sitoplazmadan oluşur. Sitoplazma içinde bol miktar­da mitokondri ve ribozomlu endoplazmik retikulum bulunur. Dendrit, hücre gövdesinden dışa doğru çıkan uzantılardır. İçleri sitoplazma ile doludur. Dendritler, uyaranları diğer sinir hücresinden alırlar. Akson, hücre gövde­sinden tek olarak çıkan uzantılardır. Aksonlar uç kısımlarına doğru dallara ayrılırlar. Her bir dal düğme şeklindeki yapılarla sonlanırlar. Bu yapılar bir sinir hücresinin diğer bir hücreyle bağlantı (sinaps) noktalarıdır.

Bazı sinir hücrelerinde miyelin kılıf bulunur. Miyelin kılıf, akson et­raflarındaki “schwann hücre” zarının akson çevresini çok sayıda katlar ha­linde sarmasıyla meydana gelir. Yalıtkan olan bu zar, 1-2 p.m’de bir, düzenli aralık­larla kesintiye uğrar. Bu noktalara “Ranwier boğumları” adı verilir. Schvvann hücreleri sinir hücrelerine mekanik ve metabolik destek sağlar.

Sinir Hücresi Çeşitleri


  • Duyu hücreleri: Uyarıları alıcılardan merkezi sinir sistemine taşır.
  • Motor hücreleri: Merkezi sinir sisteminden verilen emirleri ilgili organa ileten sinirlerdir.
  • Ara sinirler: Merkezi sinir sisteminde bulunur. Duyu ve motor sinir­leri birbirine bağlar.



İki sinir hücresi arasındaki bilgi alışverişinin sağlandığı dokunma nok­tasına sinaps denir. Sinaps, bir hücrenin akson ucuyla diğer hücrenin dendriti veya hücre gövdesi arasında gerçekleşir. Sinapslarda ileti, sinaps boşluğuna akson uçlarından salgılanan bilgi taşıyıcı kimyasal maddelerle sağlanır.


Sinir lifinde bilgi aktarımının başlaması ısı, sıcaklık, kimyasal ve me­kanik  etkenlerden meydana gelebilmektedir. Bilginin iletilmesi ise bütünü ile elektro-kimyasal bir olaydır. Bu haliyle iletken telde elektrik akışına benzer. Sinir hücresi, dinlenim hali (polarize), uyarılma hali (depolarize) ve tekrar eski duruma gelip yeni bir uyarana karşı hazır durumda (repolarize) bulunabilir. Bu olaylar aşağıda verildiği gibi gerçekleşmektedir. Polarize (dinlenim) haldeki hücrenin dış tarafında Na iyonları, iç tarafında ise K iyon konsantrasyonları fazladır. Bu sebeple hücre dışı pozitif hücre içi ise negatif yük dağılımı gösteririr. Uyarılmış halde ise iç yüzü pozitif, dış negatif değer kazanır. Bu olaya depolarizasyon adı verilir.

Na iyonlarının, hücre sitoplazmasında belirli bir sınıra eriştiğinde iyon­ların hücre içine girişi engellenir. Tam bu noktada sitoplazmadaki K iyonları hücre zarının dış yüzeyinde toplanmaya başlar. Böylece hücre tekrar dinlenim durumuna dönmüş olur. Buna repolarizasyon denir.

Repolarizasyondan he­men sonra hücre zarının içi ve dışı arasında Na ve K dengesinin sağlanabil­mesi için Na iyonları tekrar sitoplazma dışına taşınırken, K iyonları ise içeri alınır. Aktif taşıma şeklinde gerçekleşen bu olaya Na-K pompası adı verilir.

Bir sinir hücresinin uyarılması için eşik değer denilen bir değer de uyarıcı ile karşılaşması gerekmektedir. 


Tek hücrelilerde yapılan deneyler, bilgi iletim hızının uyaranın cinsine ve büyüklüğüne bağlı olmadığını göstermektedir. Bir ileti herhangi bir deği­şikliğe uğramadan akson boyunca sabit hızla iletilir. Bu durum “hep ya da hiç” ilkesiyle açıklanmaya çalışılır.


Bilgi iletiminin, miyelinli liflerde miyelinsizlere göre daha hızlı ger­çekleştiği gösterilmiştir. Miyelin kılıflarda bulunan ranvvier boğumlarında ileti, boğumdan boğuma atlayarak ilerler. Buna sıçrayıcı (saltori) ileti adı verilir. Uyartının akson boyunca sıçrayarak iletilmesi, ileti hızını 5-7 kat daha artı­rır. Kalın miyelinli liflerde ileti hızı yaklaşık olarak ince miyelinlilere göre 50 kat daha fazladır. Sonuç olarak, ince miyelinsiz sinir liflerinde ileti hızı saniyede 0,5 m’den, çok kalın miyelinli liflerde 100 m’ye kadar ulaşır.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Dolgun Saçlara Sahip Olmanın İpuçları

Saçlarınızın doğal ve sağlıklı görünmesi için size bir yazı hazırladık yazımızda  öncelikle saç kesiminden ve saç kesim şekillerinden bahs...