9 Ekim 2017 Pazartesi

Depresyonda İnozitol Rubidyum


Depresyonda  tedavisinde kullanılan bileşikler hakkında hazırladığımız yazımızda sizlere aminoasitlerden, gama aminobitürik asitten,  5-HTP'den, S-Adenozil-Metionin (SAM)'den, İnozitol'den, Dehidroepiandrosteron (DHEA)'dan,Fosfatidilserin (FS)'den, Tetrahidrobiopteriıı (BH4)'den, Tetrahidrobiopteriıı (BH4)'dan ve Rubidyum'dan bashedeceğiz. İyi okumalar dileriz. 

Aminoasitler



Triptofan gibi aminoasitler beyinde nörotransmitterlerin yapımında kullanılan yapı taşlarıdır. Triptofan, depresyonda üzerinde durulmakta olan bir nö-rotransmitter olan serotoninin öncül maddesidir. Fakat kendi başına kul­lanıldığında büyük bir etkisi yok gibi görünmektedir. Triptofan tedaviye di­rençli depresyon ve manik-depresif hastalığın tedavisinde bir ek olarak daha faydalı olabilir. Basitçe beyin serotonin düzeylerini geçici olarak arttırmanın uyku yapıcı bir etkisi olabilir ancak olasılıkla depresyon üzerinde çok az etkisi vardır. Bazı çalışmalar diğer çalışmalardaki başarısızlığı nedeninin triptofanın uygunsuz derecede yüksek dozlarda kul­lanılmasına bağlı olduğunu ileri sürmektedir. Triptofan sadece düşük ya da ılımlı dozlarda etkili olabilir. Ya da bu çalışmalarda triptofan diğer amino asit­lerin yüksek miktarlanyla birlikte verilmiş olabilir. Triptofan ve diğer amino asitler beyine alınmak için birbiriyle yarışırlar. Beyine aynı anda ulaştıklarında triptofan içeri giremez.

Zaten triptofan artık reçetesiz satılmamaktadır. Kullanımından kaynaklı ölümcül vakalar ortaya çıktığı için kullanımı durdurulmuştur. Bu, olasılıkla triptofanın kendisiyle değil, ürünün kirliliğiyle ilişkiliydi.

Tirozin, fenilalanin ve metionin de depresyonlu bazı kişilerde faydalı ola­bilecek diğer aminoasitlerdir. Bunlar reçetesiz satılırlar. Tipik doz uygulaması aç karnına, yemeklerden en az 30-45 dakika önce alınacak günde toplam 1-2 gram ya da daha fazlasıdır . Böylece diğer proteinlerin kullanımına mani olmazlar. 

Ilımlı dozlarda kullanıldığında aminoasitler genellikle güvenlidir. Yüksek dozlar böbrekleri ve karaciğeri yorabilir. Bazı aminoasitler yüksek dozlarda toksik olabilir. Herhangi bir böbrek hastalığı öykünüz varsa aminoasitleri kullanamayabilirsiniz. Fenilalanin ve tirozinin metabolik ürünleri böbrek yet­mezliğine katkıda bulunabilir. Karaciğer ya da kalp hastalığınız ve yüksek tan­siyonunuz varsa yine aminoasitleri kullanma konusunda dikkatli olmalısınız.
Bipolar bozukluğunuz ya da öfke patlamalarınız varsa tirozin, fenilalanin ya da metionin kullanmanız mümkün olmayabilir. Bunlar durumu daha da ağırlaştırabilirler. Psikiyatristinize danışarak ilaçları almanız en doğrusudur. Diyabetiniz ya da fenilketonüriniz -doğumsal olarak fenilalanini metabolize edememe- varsa fenilalanin kullanmayın. Bir MAOI an-tidepresan kullanıyorsanız tirozin kullanmayın. Güvende olmak için herhangi bir antidepresan kullanırken bu aminoasitleri almaya başlamadan önce psi­kiyatristinize danışın.

Siz ve doktorunuz bir aminoasit denemeniz gerektiğine karar verirseniz bunun eczacılık kurallarına göre hazırlanmış olanını tercih edin. Eczacılık ku­rallarına göre hazırlanmış aminoasitlerin üzerinde UPS (United States Phar-rnacopoeia) harfleri bulunmaktadır. Ayrıca L-formu aminoasit olarak isimlendirilenlerden  aldığınıza emin olun. Aminoasit molekülleri ya sola ya da sağa dönmüş durumdadırlar. L-formu aminoasitler sola dönmüştür ve insan dokusunu oluşturan türlerdir.


Gama-aminobütirik Asit (GABA)


Bu nörotransmitter etkinliği olan bir aminoasittir. Antidepresan etkinliği olmasa da doğal bir bunaltı giderici ajan olduğuyla ilgili yayınlar vardır. Aynı zamanda gece uykuya dalmakta zorluk çekiyorsanız  yararlı olabilmektedir. 

 5-HTP


Triptofana olası bir alternatif, reçetesiz satılan, 5-HTP’dir. Triptofan vü­cudunuzda 5-HTP’ye ve sonra 5-HTP de serotonine dönüşür. Özellikle bu­naltısı ve ajitasyonu olan depresyonlu kişilerde iyi bir gece uykusu almak adına kullanılabilinir. Önerilen miktarda kullanılmalıdır. 

Ne yazık ki, 5-HTP’nin antidepresan etkileri için aşırı yüksek dozlara ge­reksinim vardır (günde 1600 mg’dan fazla) ve 5-HTP’nin işe yarayabilmesi için önce beyine girmesi gerekir. (Büyük kısmı beyine ulaşamadan serotonine dönüşür.) Çalışmalar ayrıca 5-HTP’nin metabolize edilmemiş az miktarını da depresyonlu kişilerin beyinlerinin kolaylıkla almadığını ortaya koymuştur. 
Yüksek dozlarda bile 5-HTP, yorgunluk, aşırı uyuma ve isteksizliğin hakim olduğu depresyonlarda işe yaramayabilir. Ayrıca kan dolaşımınızda çok fazla serotonin bulunmasının potansiyel olarak tehlikeli yan etkileri sebep olabilmektedir. Zaten bir antidepresan kullanıyorsanız hekiminize danışmadan 5-HTP al­mamalısınız.

S-Adenozil-Metionin (SAM)


Kuzey Amerika’da henüz piyasada bulunmasa da, bu olasılıkla en çok umut veren doğal antidepresanlardan birisidir. Nörotransmitterlerin biyokimyasıyla yakından ilişkilidir. Birkaç çalışma bu maddenin antidepresan etkisini ortaya koymuştur. Antidepresan etkisi trisikliklerden (bunlarda etkinin başlaması dört hafta alabilir) daha hızlı ortaya çıkıyor gibi görünmektedir.
Tedavinin başındaki bulantı ve kusma olasılıklarından dolayı ilk iki gün günde iki kere 200 mg dozunda başlayıp sonra yavaş yavaş doz artırılarak yirmi günün sonunda günde dört kere 400 grama çıkılır. Ağız kuruluğu, su­sama, baş ağrısı ve bulanık görme gibi diğer yan etkileri olsa da bunlar geçici durumlardır. SAM, B vitamin kompleksi, kalsiyum ve magnezyumla birlikte alınırsa yararlı olabilir.

Yukarıda, aminoasitlerle ilgili bölümde metioninden söz edildiğini ha­tırlarsınız. Metionin, aynı zamanda SAM’ın bir öğesidir. Metionin almak SAM’ın yaptığını yapmaz mı? Belki. Ancak metioninin SAM’a dönüşmesinde bir sorun olabilir, bu da metionin ürünlerinin yararlı olmasını engelleyebilir.

SAM’ın bipolar depresyonlu hastalarda kullanımı, hipomaniyi baş­latabileceği için önerilmemektedir.

İnozitol


İnozitol de ümit veren diğer bir doğal antidepresandır. Yediğimiz yiyeceklerin pek çoğunda küçük miktarlarda bulunmaktadır. Sebzeler de ve kırmızı  ette bulunur.  Reçetesiz satılmaktadır. İnozitol basit bir şeker olan glukozla aynı sayıda ve cinste elemandan olu­şur. Farklılık elemanların her iki maddede nasıl düzenlendiği ve birbirine bağ­landığında yatar (kömür ve elmasın her ikisinin de farklı şekillerde dü­zenlenmiş karbon atomlarından oluşmasına benzer). İnozitol sinir sisteminin iletim ağında “ikincil haberci” diye adlandırılan bir konumdadır. Serotonin nörotransmitteri bir “birincil habercidir” ve bir sinir hücresinden diğerine ileti aktarır. Bir ikincil haberci olarak inozitol bir sinir hücresi içindeki serotonin ile diğer kimyasal maddeler arasında ileti taşır. Bu yüzden pek çok anlamda, inozitol sinir-ileti aktarımında serotonin kadar önemli rol oynar.

Bir çift-kör, plasebo kontrollü çalışmada (ne hasta, ne de hekim hastanın inozitol mü, yoksa plasebo mu aldığını bilmiyordu), günde 12 g inozitol, dört haftalık tedavinin sonunda hastaların depresyonunu plasebodan belirgin ola­rak daha fazla düzeltmiştir. İnozitolün yan etkisi bulunmamaktadır. Bu çalışmanın tek dezavantajı hasta sayısının görece az olmasıdır. Hasta sayısı ne kadar az olursa plasebo ve denenen madde arasındaki farkın sadece şansa bağlı olma olasılığı o kadar artar. Çalışma henüz tekrarlanmamıştır. Günde 12 g alınan inozitolün bir aylık maliyeti 75-125$ arasında ola­caktır.

Dehidroepiandrosteron (DHEA)


DHEA insanların böbrek üstü bezlerinden en bol salgılanan doğal hor­mondur. Yaş ilerledikçe düzeyi düşer. Yaşlan 51-72 arasında değişen altı depresyonlu hastayla yapılan bir açık çalışma (kör olmayan, plasebo kont­rolsüz) DHEA’nın bellek ve duygudurumu düzelttiğini göstermiştir. Ilımlı doz­larda alındığında (25 mg) birkaç yan etki ortaya çıkmaktadır. Yüksek dozlar baş ağrısı, huzursuzluk ve uykusuzluğa sebep olabilir. Kadınlarda yüksek doz­lar yüzde tüylenmeye ve sivilceye  sebep olabilir.

DHEA reçetesiz satılıyor olsa bile, doktorunuz bu hormonun kan düzeyini ölç­meden alıp kullanmamalısınız. DHEA alırsanız kandaki düzeyini belli ara­lıklarda ölçtürmelisiniz. Kırk yaşın altındaysanız ya da prostat kanseriniz varsa DHEA kullanmayın. Fazla miktarlarda kullanmak vücudun kendi DHEA üre­timini baskılayabilir. Antidepresan, tiroid ilacı, insülin ya da östrojen kul­lanıyorsanız bunu kullanmadan önce hekiminize danışın.

Fosfatidilserin (FS)


FS fosfolipidler olarak bilinen bir grup maddeden biridir. Beyin hücrelerinin geçirgenliği bu maddenin yeterli miktarda bulunmasına bağlıdır. Hücre zarı iş­levi nörotransmitter işleviyle yakından ilişkilidir. FS ayrıca, vücutta doğal ola­rak bulunan bir steroid hormonu olan kortizonun salınımını da baskılayabilir. Kortizon düzeyleri depresyonda tipik olarak yükselmektedir.
Vücut FS üretir ancak SAM ya da folik asit yetersizse ya da vücutta yağ asidi olarak bilinen bir başka grup maddenin eksikliği varsa bunu yapamaz. (Bölüm ll’deki beslenme bölümüne bakınız.)
Bazı nitelikli çalışmalar FS’nin yaşlılarda etkili bir antidepresan olduğunu göstermiştir. Ancak FS de inozitol gibi pahalıdır. Reçetesiz satılmaktadır. FS’in metabolik öncülleri olan B vitaminleri ve esansiyel yağ asitleri almak da aynı düzeyde etkili olabilir.

Tetrahidrobiopteriıı (BH4)


Bu madde serotonin, noradrenalin ve dopamin gibi nörotransmitterlerin üre­timinden sorumlu olan enzimlerin etkinleşmesi için gerekli bir malzemedir. BH4′ün miktarının azalması (olasılıkla düşük SAM düzeylerine bağlıdır) bu transmitterlerin düzeylerinin düşmesine sebep olur. Depresyonlu hastalarda tipik olarak BH4 sentezi bozulmaktadır. En az iki çalışma ek BH4′ün depresyon tedavisinde etkili olduğunu gös­termiştir.

Feniletilamin (PEA)

PEA fenilalanin adlı aminoasitin bir yıkım ürünüdür. Yapı olarak uyarıcı ilaç­lara benzer. Depresyonlu hastaların çoğunluğunda düşük PEA düzeyleri sap­tanmıştır. MAOI antidepresan ilaçlar beyin PEA düzeylerinde oldukça fazla bir artış ortaya çıkarırlar. Bir çalışmada PEA ile tedavi edilen hastaların kabaca % 60′ı iyi bir an­tidepresan yanıt göstermiştir.

Rubidyum


Rubidyum, lityum, potasyum ve sodyum ile aynı kimyasal aileden gelen bir elementtir. Bir açık çalışma, yatarak tedavi gören retarde depresyonlu 31 kadın hastanın 2/3′ünden fazlasında günde 180-720 mg alınan rubidyumun düzelme sağladığını göstermiştir. Hafif ve geçici olan yan etkileri arasında ishal durumu ve idrar yapımında artıştır. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Dolgun Saçlara Sahip Olmanın İpuçları

Saçlarınızın doğal ve sağlıklı görünmesi için size bir yazı hazırladık yazımızda  öncelikle saç kesiminden ve saç kesim şekillerinden bahs...