30 Eylül 2017 Cumartesi

Şeker Hastalığı Tedavisi ve Diyet

 
Hem şeker hastalığınızı anlamanız hem de şeker hastalığına karşı uygun bir diyet yapmanız açısında sizlere hazırladığımız yazımızda şeker hastalığınızda nelere dikkat etmeniz gerektiğinden  ve şeker hastalığı diyetinden bahsedeceğiz. 





Şeker Hastalığında Dikkat Edilmesi Gerekenler


Hastalığa yakalandığı saptanan bir şeker hastasının tedaviye derhal başlaması gerekir. Eğer buna dikkat edilmez ise daha kötü sonuçlar ile karşılaşılabilinir. Tüm şeker hastalarında tedavinin ana amacı, hasta­ya, sağlık, mutluluk ve normal bir beslenme sağla­yabilmektir. Burada, normal bir beslenmeden kasıt, hastanın karbonhidrat metabolizmasının normale ola­bildiğince yakın gerçekleşmesine olanak sağlayan bir rejimin uygulanmasıdır. Bu, insülin ve bazı öneriler­le, haplarla ve denetimle, ya da yalnızca denetimle sağlanabilir.  Kişiden kişiye değişecek olan bu yöntemlerde ; 
  • Hastalar, hastalıklarının ne olduğu ve bu hastalığın kendilerini nasıl etkilediği konusunda bilgilendirilmelidir. 
  • Besinlerini  nasıl tüketmeleri gerektiği anlatılmalıdır. 
  • Kendi kendilerine kanlarında ya da idrarlarında şeker ve keton ölçümü yapmayı öğrenmeleri ge­rekir.
  • Kendilerine insülin enjekte edebilmeyi öğren­meleri ya da ilaçlarını gerektiği gibi kullanmayı bir alışkanlık haline getirmeleri zorunludur.
  • Hastalığın yol açtığı sorunlara karşı nasıl başa çıkabilecekleri konusundan bilgilendirilmeli gerekir. 




Şeker Hastalığı ve Diyet



Şeker hastalarında diyet oldukça önemli ve hayati bir konudur. Gerçi şeker hastalarının karbonhidratlarla başı derttedir ama, sağlıklı kalmak isteyen hiçbir insan, bu önemli besin türünden tamamen uzak kalamaz. Vücudun, gerektiğinde ayrıştıracağı yağ depolarının da bir sınırı vardır. Üstelik yağ depolarının eritilmesi sırasında kandaki keton miktarı yükselir, proteinler de ayrıştırılır. Bu da kişiyi çok zor durumlarla karşı karşıya bırakır. Bu nedenle, şeker hastasının da al­dığı besinlerde son derece kontrollü ve sınırlı olarak karbonhidratlara yer vermesi gerekir.

Şeker hastaları almaları gereken gıdaları dengeli bir şekilde almalı ve diyetlerindeki besin ögelerini denetlemelidirler. Şeker, kesinlikle terk edilmeli, ekmek, tatlılar, çikolata, patates ve pas­ta yasaklanmalı, tatlı meyvelerden bazıları da sınır­landırılmalıdır. Şeker hastası, zamanla tüm besinlerin karbonhidrat değerlerini çok iyi öğrenecektir. Hatta hastaların çoğu kısa zamanda bu konuda uzman olur.  Doktorlar hastalara karbonhidrat alımı hakkında yararlı bilgiler vermektedirler, aileler ise bu konuda uzman haline gelmektedirler.  Bugün, şeker hastaları için de çikolatalar, şe­kerler, tatlılar, reçeller, biralar ve şaraplar yapılmaktadır. Bu besinlerin yapımında, sorbitol ya da sakarin gibi, kan şekerini yükseltmeyen tat veri­ciler kullanılmaktadır. Ancak, özel olarak üretilen bu besinlerin kalori değerleri normal türleri ile eşdeğer­de olduğundan, aşırı kilo alma tehlikesi yine vardır. Normallerine göre biraz daha pahalı olan bu özet tri­şinler, özellikle şeker hastalığına yeni yakalanmış ya da hasta olduğu yeni ortaya çıkmış kişilerin moral­leri açısından büyük önem taşırlar.

Diyabette İdrar ve Kan Testlerinin Önemi 


Yukarıda da vurgulandığı gibi, şeker hastaların­da diyette en önemli unsur dengedir. Enerji için ge­reken karbonhidratların alınmasında büyük bir özen gösterilmelidir. Karbonhidratların dengeli alımını belirlemek için idrar testlerine ihtiyaç vardır. Çok fazla karbonhid­rat alındığında, kan şekeri yükselir, şekerin bir bölümü sidiğe geçer. Bu sebeple , idrar testleri, bir şeker hastasının yaşamının vazgeçilmez parçası ha­line gelir. Bu konu, özellikle tedavinin ilk yıllarında ve çocuk hastalarda çok daha büyük önem kazanır. İlkin, günde dört kez idrar testi yapılmalıdır: Uyanıldığında, sabahla öğle arası, öğle ile akşam arası ve yatağa girmeden önce. İlk ve son testi yapmadan yarım saat önce tuvalete gitmek, deneyi yeni biriken taze idrar ile yapmak daha sağlıklı sonuç verir. Kuş­luk vakti ve öğleden sonra yapılacak testlerde böyle bir yönteme gerek yoktur. Sabah ve akşam yapaca­ğımız ölçümlerde önceden tuvalete gitmenin yaraları oldukça basittir. İdrar torbasında saatlerdir biriken idrar , herhangi bir saatte alınacak idrara oranla en yüksek şeker düzeyini verme eğili­mi gösterir. Belirlenmiş herhangi bir saatte idrarınızdaki şeker miktarını ölçmek istediğinizde, ölçümden yarım saat önce tuvalete gitmenizde fayda vardır. Ölçüm, son derece basittir. Şerit, bir kaba alınan idrarın içine batırılır yada işeme sırasında doğrudan idrarın altına tutularak renk değişikliği gözlemlenir. İdrardaki şeker miktarını ölçmeye yarayan bu şerit­lerde ölçüm sırasında üç gözlem yapılabilir. Eğer her­hangi bir renk değişimi meydana gelmemişse, idrar da şeker yok demektir. Uçuk mavi renk, şeker miktarı­nın eşikte olduğunun kanıtıdır. Şerit koyu mavi bir renk almışsa, bunun anlamı, idrar da çok fazla şeker var demektir.

İdrar testinin çok daha hassas düzeyde yapılması için haplar daha uygundur. Bu test için bir tüpe 5 damla idrar  ve 10 damla su konur. Tüpün içine atı­lan hap, kabarcıklar çıkararak erir ve belirli bir renk alarak dibe çöker. Mavi renk, hiç şeker olmadığının göstergesidir. Yeşil, şeker düzeyinin sınırda olduğu­nu kanıtlar. Kahverengi, sınırın tehlikeli yanına geç­tiğini gösterir. Portakal rengi ise çok fazla miktarda şeker var demektir. Hasta aldığı sonuçları tabloya kaydederek mutlaka doktora göstermelidir. 

Keton ölçümü de özel bir hapın üzerine birkaç damla idrar damlatılarak yapılabilir. Fakat, doktor tarafından  aksi önerilmediği sürece, şeker ölçümünde olduğu gibi her gün yapılmasına gerek yoktur. Eğer şeker testleri hep yüksek çıkıyorsa, keton ölçümü­nün sonucu da yüksek çıkacaktır . Bu nedenle hastane de tedavi devam ediyorsa keton ölçüm testi sürekli yapılmayabilir. 

Kendi kendine kan testi de, şeker hastalarının ar­zu ettikleri takdirde kolayca kazanabilecekleri bir alış­kanlıktır. Parmak ucundan alınan kan, özel bir kimyasal sıvı ile karıştırıldıktan sonra sidik testinde kullanılan benzer bir şeritle yada portatif bir elektro­nik aygıtla ölçümlenebilir.

Eğer her ölçümden sonra, şekere rastlanmıyorsa, bu hastanın kendine oldukça iyi baktığını göstermektedir. Ne yazık ki, bu duruma pek sık rastlanmamaktadır. Böb­rekler, yalnızca kan şekerinin çok yüksek olduğu du­rumlarda şekeri idrara aktarır. Kan şekerinin düşük olduğu durumlarda, idrardaki şeker görülmeyecektir. Fakat özellikle insülinle tedavi edilen şeker has­talarında kan şekeri çok düşük düzeyde olabilir. Kan şekerinin çok az olması, beynin, kalbin, kasların ve vücudun tüm hücrelerinin yakıt sıkıntısı çekmesi an­lamına gelir ve buna da enjekte edilen insülin yol açar. Haplarla yapılan tedavilerde de benzer bir ol­guyla karşılaşılır ama, insülin tedavisinde görüldüğü kadar, dramatik boyutlarda değildir. Unutmamamız gerekir ki, kan şekeri, vücut hücrelerinin enerji kay­nağıdır. Eğer hücreler çok fazla enerjiye gereksinim duyarsa  diyet sınırlamaları ve tedavinin de etkisiyle kan şekeri miktarı çok tehli­keli bir biçimde az çıkabilir “Hipoglikaemik tepki” de­diğimiz kan şekeri düşmesi sonucu hasta bayılabilir.

Şeker hastalığı, her şeyden önce denge unsuru­na dayalı bir tedavi gerektirir. Günde dört kez  yapılan idrar testleri hastanın durumu ve tedavinin başarısı için oldukça yararlıdır. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Dolgun Saçlara Sahip Olmanın İpuçları

Saçlarınızın doğal ve sağlıklı görünmesi için size bir yazı hazırladık yazımızda  öncelikle saç kesiminden ve saç kesim şekillerinden bahs...